20 Haziran 2017 Salı

Midilli -Lesvos Adası

9-10 haziran midilli

22-23 kasım 2015 ten sonra ikinci kez Lesvos yani Midilliye gidiyorum.  İlk gidişim kış ayına denk geldiği için sadece adanın merkezinde Mitilini'de kalmıştım. O zaman çok miktarda göçmenler ve kış olmasından dolayı ada bana çok kasvetli ve çirkin gelmişti. Fakat bunun çok yanlış bir kanı olduğunu 9-10 hazirandaki seyhatimde gördüm. Özellikle Baharda ve yazın gidilmesi ve etraflıca gezilmesi gereken bir ada. Eğer tur ile yada kendiniz araba kiralayıp gezecekseniz İki gün bir gecelik seyahati öneririm. Biraz da araştırıp gittiğim için çok etkili bir gezi oldu.  

Midilli (Lesvos)


Yüzölçümü bakımından Girit ve Eğribozdan sonra üçüncü büyük Yunan adası. Tarih boyunca yunan, pers, roma, bizans, ceneviz, osmanlı ve yunanistan egemenliği hüküm sürmüş. Ada'ya bol miktarda bılunan zeytin ve Çam ormanlarından dolayı "zümrüt ada" da denir. Adadaki 1 milyon zeytin ağacından 50 bin ton zeytinyağı üretilir. 

Ada da ünlü yunan şairi Sappho (MÖ 7. yy) doğmuş ve yaşamış. Osmanlı amirali Barbaros Hayrettin Paşa'da Midilli doğumludur. Namık Kemal burada sürgünde kalmış.

Ada 1462 de Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildikten sonra 1912 Balkan Savaşına kadar 450yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış. Osmanlı eserlerini her yerde görmek mümkün. 


1.gün
Sabah Turyol’un 9:00 feribotuyla doksan dakikalık bir yolculukla adaya vardık. Gümrük çıkışı fazla vakit kaybetmeden arabamızı kiralayıp 13:00 de adadan Geras Körfezindeki Perama'ya hareket ettik. Kiraladığımız araba hyundai i10. Bu sınıftaki araba fiyatları 30-40€ arasında. Önce 20€ luk benzin aldık. Bu benzin bize seyahat sonuna kadar yetti. Yol üstünde Pappados köyünde 1887 yılında kurulmuş bir Zeytinyağı Fabrikası Müzesi. Vrana Zeytinyağı Fabrikası. Giriş ücreti 3€. İmalathanesinde zeytinlerin uğradığı işlemler zeytinlerin ezilmesi, zeytin hamurunun preslenmesi ve zeytinyağının sudan ayrılması işlemler. İşçilerin kahvehanesi, güneş saati ve yüksek bacası görülüyor. Buradan Perama'ya varıyoruz.  Sezon tam açılmadığı için çok sakin.  Midilli'nin iki körfezinden birisinde bulunuyor. Konum olarak Mitilini'nin karşı yakasına düşüyor. Buradan sonra Plomari'ye geçilebilir. Plomari'den Karaburun gözüküyor. Denize grimek için güzel plajları var. Biz döndükten sonra 12 haziranda 6.3 büyüklüğünde olan ve izmir'de de şiddetli hissettiğimiz depremin merkezi Plomari açıklarıymış ve Plomaride yıkılan taş evler olmuş ve 2 kişi yaralanmış. Neyse biz ucuz atlattık :)

 

Burdan sonraki durağımız Agiassos(Ayasos). Bizim Şirince'ye benzeyen şirin bir köy. Olimpos dağına kurulmuş, çınar, çam, kestane ve kiraz ağaçları arasında. Ahşap oymacılığıyla meşhur. Köy Bakire Meryem Ana Klisesi (Panagia Vrefokratusa) etrafına kurulmuş.  Kilisede bulunan bir ikonun mucizevi bir etkisi olduğuna inanılıyor. Meryem Ananın göğe yükseliş günü 15 Ağustosta binlerce ziyaretçisi oluyor. Ctesileri de iyileşeceklerine inanan özürlüler kiliseyi ziyaret ediyor.  Klisenin girişindeki meydanda çay, kahve molası verilebilir.  
 


Burdan sonraki durağımız Adanın ikinci körfezinde bulunan Skala Kallonis. Adanın Tuz gölünün yanından geçerek şirin bir balıkçı kasabası olan Skala Kalloni ye varıyoruz. Adanın ikinci körfezi olan Kalloni körfezi manzarasına bakıyoruz. Sardalyesiyle ünlü bu köyde balık mahsulleri yenebilir. Burdan Petra'ya geçiyoruz. Köy ismini Yunanca taş ve kaya anlamına gelen petradan alır. Hemen merkezinde bulunan ve 114 merdiven ile çıkılan, yüksek bir kayanın üstüne yapılmış Panaghia Glikofilousa kilisesinden (sevgiyle öpen meryem ana) şahane bir Petra manzarası görebilirsiniz. Petra'nın denizi ve plajları çok güzel.  Küçük ve şirin bir çarşısı var. Hediyelikler, cafe ve restoranlar buluşunuyor. Hemen merkezinde bulunan ve 114 merdiven ile çıkılan, yüksek bir kayanın üstüne yapılmış Panaghia Glikofilousa kilisesinden şahane bir Petra manzarası görebilirsiniz. Gecelemek için Petra ve Molivostaki taş oteller yada resortlar ideal. Buradan araba ile 5 dk lık mesafede bulunan Molivos'a (antik ismi Mithymna) geçiyoruz. Molivos Midillinin Alaçatısı. Assos'un kurucuları da Mithymna'lılarmış. Yani buradan gidenler kurmuşlar. Tepede Hemen Molivos kalesi dikkat çekiyor. Kale Edremit ve anadolu arasındaki geçişin güvenliği için yapılmış. Molivos Unesco'nu listesinde. Sahildeki cafe restoranlar akşamları çok şık mekanlara dönüşüyor. Tepelerdeki retoranlardan harika bir denlz manzarası var. Biz yemeğimizi Sofia ve oğlu Niko'nun işlettiği Meltemi restorantta yiyoruz.  Çok sıcakkanlı ve hoşsohpet insanlar. Manzarası ve lezzetiyle tavsiyeyi hakediyor.  Marianthi Paradise isimli bungalowlardan oluşan otele yerleşip tekrar çok yakında bulunan Petra'ya gidiyoruz.  
 



2.Gün
Sabah kahvaltıdan sonra adanın batı sahili boyunca ilerleyerek dönüşe geçiyoruz.  İlk durağımız Skala Sikamnia. Dik ve virajlı bir yoldan sahil kenarındaki Sikamnia'ya varıyoruz. Burası tam da Behramkale (Assos) nin karşısında. Sikaminia dut ağacı demekmiş. Nobel ödüllü yazar, gazeteci, bilim adamı Stratis Myrivilis'doğduğu köy aynı zamanda.         Buradan ismi türkçedeki mandadan gelen Mandamados 'a varıyoruz. İsminden de anlaşılacağı gibi buranın süt ürünleri ve yoğurdu meşhur.  Mandamados'un rn önemli özelliği baş melek(Gabriel) e adanmış Taksiarhis Manastırının bulunması. Paskalyada binlerce insan ziyaret ediyor. Manastırın özelliği insan kanıyla tapılmış tek ikonu bulundurması.  Buradan ayrılıp yol üstündeki başka bir sahil kasabası olan Thermi'ye uğruyoruz. Midilli merkezine 11 km uzaklıkta olan termal suları ve plajı olan bir kasaba
 


Buradan sonra saat 13:00 de arabamızı teslim edip Midilli merkezini gezmeye başlıyoruz. Adada osmanlı yapıları Yeni camii, karşısındaki türk hamamı, alışveriş için Ermou caddesi, Sappho Meydanı, feribottan devasa kubbesi görülen Agia Therapondas kilisesi ve midilli kalesini geziyoruz. Midilli kalesi Bizans dönemi yapısı.  Akdenizdeki iyi korunmuş en büyük kalelerden biri. Tarihi taş kahve Panalinyon da oturup kahvemizi içiyoruz.  Öğle yemeği için Sappho meydanındaki Meating güzel.  Eğer akşam yemeği için taverna isterseniz ilk midilli gidişimden hatırladığım Zoumbouli'yi öneririm. O da Soppho meydanının hemen arkasında. Yerlilerinin gittiği gayet de uygun bir mekan. 

 
       





30 Mart 2017 Perşembe

İzmir’den Eskişehir Gezisi


Hızlı tren sayesinde İstanbul ve Ankara’dan Eskişehir'e iki buçuk saatte ulaşmak mümkün. Fakat İzmir’den ulaşım şehirler arası otobüslerle beş buçuk, altı saati buluyor. Buzlu seyahat Eskişehir firmasıymış. Onu da tercih edebilirsiniz. Tren ile Basmane garından akşam 19:15 treni sabah 7:50 de Eskişehir’e varıyor. Dönüş ise Eskişehir’den 22:45 kalkış, İzmir varış 11:06. Yataklı vagon seçip ailecek gidilebileceği gibi Pullman vagonunu seçip çok uygun fiyata da gidebilirsiniz.  Otobüs biletleri 45-55 tl tek yön. Tren 37 tl den başlıyor.

Eskişehir gezisi için 1 gece 2 gün yeterli. Sabah erken İzmir’den çıkarsanız bir gece konaklayarak 2 günde önemli noktalarını gezebilirsiniz. Tabi tadını sindirerek çıkartmak için 2 gece konaklayarak daha geniş bir zamanda daha zevkli bir gezi düzenleyebilirsiniz. Eminim Eskişehir’i bir kez gören tekrar gitmek isteyecektir.

Eskişehir için, parklar, heykeller, müzeler, köprüler, sanat ve kültür şehri diyebiliriz. Bunların büyük kısmını Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e borçluyuz. Eskişehir'i gördükten sonra diğer şehirlerimizin başkanları şapkalarını önlerine koyup düşenmeleri lazım.
Eskişehir’in sert bir iklimi var. Kışları soğuk ve karlı. Gezmek için ideal mevsim ilkbahar ve sonbahar.

Şehirde Osmangazi ve Anadolu üniversiteleri olduğundan tam bir öğrenci sehri.
Tam bir kullanıcı dostu şehir. Gördüğüm tüm kaldırımlar engelliler için düzenlenmiş. Bisiklet ve yürüyüş yolları düşünülmüş. Bunlardan önemlisi araçlar yayalara, bisikletlilere saygılı. Bisiklet kullanımı yaygın.

Gecesi de ayrı bir güzel. Tüm caddeler, alışveriş ve eğlence mekanları ışıl ışıl.

Eskişehir hakkında duyduklarımda dolayı olan yüksek beklentilerime rağmen, şehir beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Aksine artılarını gördükçe olumlu yönde şaşırtmayı da başardı. Prag ve Budapeşte’yi çok beğenen birisi olmama rağmen bence Eskişehir onlardan da başarılı bir şehir.
Şehir Balkan, Kırım ve Kafkaslardan çok göç almış. Bunun için şehirde çekik gözlü insanları bolca görebilirsiniz.


     


Şimdi Gezip Görülecek Yerlerinden bahsedelim,
Eskişehir otogarına varınca gündüz şehir içi servisleri olmadığı için tramvay (estram) ile Odunpazarına geçtim. Bilet 2.75tl.  Tramvaydan Atatürk Lisesi durağında indim. Odunpazarı evlerini hemen farkediyorsunuz. Odunpazarı, şehrin Osmanlı döneminden kalma, şehrin tarihi dokusunu yansıtan en güzel bölge. Restore edilen ev ve konaklar Butik otel, hediyelik eşya dükkanı, kafe ve müze olarak kullanılıyorlar. Meşhur Balmumu müzesi, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Kurşunlu Camii ve Külliyesini, Atlıhan Çarşısını ve Kurtuluş Müzesini görebilirsiniz. Balmumu müzesi saat 17:00 de kapandığı için Kurşunlu külliyesindeki lületaşı müzesi ve el sanatları bölümlerini gezdim. Bu kısımda beyaz altın diye tabir edilen lületaşından yapılan ürünleri, ebru, minyatür ve tezhip eserleri görebilirsiniz. Külliyenin bir bölümünde ise sıcak cam üfleme sanatı gösteriliyor.
Odunparı’ndan yürüyerek Porsuk Çayın’da goldol ve tekne turlarının yapıldığı Köprübaşı’na geçiyorum. Yürüdüğüm Hamam yolu ve paralelindeki İki Eylül Caddeleri alışveriş yapmak, yemek yemek için güzel ferah caddeler. Hazır yemek konusu acıkmışken bu konuya da değinelim…

      
     



Gördüğüm kadarıyla eskişehir’in dondurmacıları ve pastahaneleri çok nezih ve iştah açıcı. Köfteleri meşhur. Ara sokaklardaki esnaf lokantaları gayet uygun ve güzel. Fakat klasik olarak Eskişehir denilince akla ilk olarak çibörek (çi=güzel) geliyor. Nedense Papağan çibörek çok meşhur. Adet 2,5 tl. Porsiyonu (5 çibörek) 12,5 tl. Başka çibörekçilerde porsiyon artı ayran 8,5 tl bulabilirsiniz.         
Başka bir lezzeti de Balaban Köftesi (balaban=büyük). Altı pide, üstü salçalı yoğurtlu ve terayağ soslu köfte. İskenderin köfteli versiyonu diyebiliriz. Onu da meşhur Abdüsselam da yemeniz tavsiye ediliyor. Porsiyonu 15tl. Bir porsiyonu bile gayet doyurucu.                                                                   Ayrıca boza sevenler Karakedi bozayı bulup denesinler. Bardağı 2tl. Kilosu 8 tl. Bilenler Vefa bozasıyla karşılaştırmasını yaparsa sevinirim J                                                                                     Şehrin birçok noktasında şubesi bulunan Pino Hamburgeri de, özellikle çocuklu aileler deneyebilir. Bir Eskişehir markası olan Pino’nun dekorasyonu gayet başarılı. Rus salatalı hamburgerlerini Eskişehirliler çok seviyor. Ama izmir’in Ohannes 'inin sunumu ve tarzı daha başarılı.

  

Porsukta tekne ve goldol turu da yapmadan olmaz. Köprübaşındaki gişeden biletinizi alıp sıranızın gelmesini bekliyorsunuz. Tekne turu 12 dk sürüyor kişi başı 5 tl. Gondol gezisi ise 10 dk sürüyor ve 30tl tutuyor.
Porsuk kenarındaki otelime yerleştikten sonra Porsuk kenarında gezintiye çıktım. Yol boyu ışıl ışıl, cafeler hareketli. Şehrin başka bir nezih caddesi olan Doktorlar caddesine varıyorum. Trafiğe kapalı olan bu caddede sadece tramvay işliyor. Hemen paralelinde barlar sokağı adından da anlaşıldığı gibi içkili bar ve restoranların olduğu, gençlerin uğrak yeri. Buradan eski sebze hal binasından çevrilmiş Haller Gençlik merkezine varıyorum. Dış ve iç tasarımı şahane. Amerikan tarzı bir dekorasyonu var. Büyük avizeler, ortada masalar ve etraflarındaki fast food restoranlar, çok başarılı bir aydınlatma, ısıtma ve dekor. İçinde aynı zamanda bir nikah salonu bulunuyor.  AVM gezmek isteyen, buradan önünde upuzun tarihi bir baca buluna Espark AVM’yi hemen farkedecektir.

      

2. Gün
Sabah porsuk boyunca yürüyerek, rengarenk köprüleri geçerek Tülomsaş’a varıyorum. Tülomsaş dizel ve elektrikli römorklar üreten bir fabrika. Türkiye’nin ilk %100 yerli otomobili Devrim 1961 yılında Cemal Gürsel’in emriyle burada yapılmış fakat ne hazin ki seri üretime geçirilmemiştir. O dönem yapılan 4 adet Devrim’in bir tanesi burada cam bölme içinde sergilenmekte. Görmek isteyenler, fabrikanın güvenlik görevlisi eşliğinde, fabrikanın mesai saatleri içinde Devrimi görebilirler. 
Daha sonra eski Stadyumdan kalkan 38 numaralı dolmuş ile Sazova parkına geçiyorum. Dolmuş ücreti 2.25tl. Onbeş dakikada parka varıyoruz.                                                                                             
      
         
Sazova Parkı (Bilim, Sanat ve Kültür Parkı)'nın görülecek bölümleri Masal Şatou, May Flower korsan gemisi, Türk Dünyası Şahaserleri Parkı, Bilim deney Merkezi, Sabancı Uzay Evi, Hayvanat Bahçesi ve Eti Sualtı Dünyası. Girişler tam 3 tl öğrenci 1,5 tl. Gezeceğiniz yerlere biletlerini ayrı ayrı alarak girebilirsiniz. Hepsi de gayet başarılı, görülmeye değer yerler. Ayrıca ücretsiz tren ile parkta gezintiye çıkabilirsiniz. Arabasıyla gidenler parkın dışındaki otoparka arabalarını bırakabilirler. Otoparkın günlük ücret, 3,5 tl

Parkın hemen yanındaki yeni Eskişehir Attürk Stadyumunu göreceksiniz. Tam bir futbol mabedi olmuş.
         


Park gezintimden sonra çocuklar gibi şen bir şekilde yine 38 numaralı dolmuşla merkeze dönüyorum. Artık merakla gezmek istediğim Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesini gezme vakti. Ziyaret saatleri H.İçi 10:00-12:30 ile 14:00-17:00  Hafta sonu 10:00-12:30 ile 14:00-17:30. Pazartesi hariç haftanın hergünü açık. Tam 10tl öğrenci 5tl.  Los Angelas Madam Tussaud’u da gördükten sonra merak ettiğim Balmumu müzemizi gerçekten çok beğendim. Atatürkümüz, silah arkadaşları, sanatçılarımız, politikacılar, yazarlar. Gerçekten dop dolu bir müze olmuş. Heykeller sanki hareket edeceklermiş gibi ve çoğunu gerçeğinden ayırmak imkansız. Yılmaz Büyükerşen Başkanımızı tekrar tebrik ederim.


     


Eskişehir Otogarının hemen karşısında meşhur Kentparkı görmek mümkün. Denizi olmayan ile Büyükerşen başkan Plaj yapmış. Porsuk çayının bir kolu filtre edilip klorlanarak halk plajına ve olimpik yüzme havuza verilmiş. Parktaki gölet, yürüyüş yolu, heykeller ve çibörek restoranı, cafeleri ile yaz ayları tam bir çekim merkezi

             



Eskişehir hakkında anlatılacaklari yapılacaklar daha çok. Fakat 2 günlük limitli bir zamanda maksimum yapabildiklerimi size aktardım. En kısa zamanda tekrar Eskişehir’e yolumun düşeceğini biliyorum :)

6 Mart 2017 Pazartesi

İzmir'den Yunan adaları

İzmir'in çevresindeki ilçeleri kadar, çok yakınındaki yunan adaları da bir o kadar güzel. Adalar kışın nispeten hareketsiz ve sıkıcı olsa da, baharda ve yazın bir o kadar eğlenceli ve hareketli. Adalara gidebilmek için shengen vizesi gerekli.

SAKIZ (CHIOS)
Çeşme'den yaz kış, yıl boyunca gidilebilecek rahatlıkla gidilebilecek, çeşmeye 1 saatlik mesafede, gayet güzel ve hoş bir adadır.  5. Büyük Yunan Adasıdır.  Sakız ağaçlarının çokluğundan dolayı adayı böyle adlandırıyoruz. Dünyanın en önemli sakız üretisidir ve adanın en büyük gelir kaynağıdır. Aynı iklime sahip Çeşme de de TEMA nın öncülüğünde 3000 in üzerinde sakız ağacı ekilmiştir.

Nasıl gidilir?
Sakız adası biletlerinizi Ertürk Lines, Turyol ve Ege Birlik firmalarının internet sitelerinden alabilirsiniz. Tüm yıl boyunca cumartesi ve pazar günübirlik gidebilirsiniz.  Yada cumartesiden gidip pazar akşamı dönebilirsiniz. Feribotun ücreti 25-30€ arasında. Feribotun tipine ve şirkete göre değişiyor. Mesela Ertürk'ün yavaş giden feribotu 25€ iken hada hızlı giden katamaranı 30€. Kışın yolcu sayısı az olunca iki tekne yolcularını birleştirip katamaranı çalıştırıyorlar. Yani yavaşa da bilet alsanız katamaranla gidiyorsunuz.

Gezilecek yerler
Sakız adasının merkezi de adayla aynı adla adlandırılır. Chios.  Merkeze yürüme mesafesindeki yel değilmenlerinizi görmeniz gerekir.  Sahil boyunca bulunan cafe ve restoranlar gayet güzel.  Yemek yemek için de türkiyeyle kıyaslarınca fiyatları gayet uygun. Fakat adaya olan türk akınından fiyatlar biraz yükseldi.  Maalesef euronun da agresif yükselişiyle eskiye göre fiyatların yükseldiğini söyleyebiliriz.  Burada tavsiye edebileceğim Delfinia. Eğer gece konaklayacaksanız akşam yemeği için sirtaki dinleyebileceğiniz, Sakız'ın yerlilerinin gittiği Hotzas (hocaz) taverna müziği, yemekleri ile ideal bir yer.  Geceleme için Chandris oteli tavsiye edebilirim. Adanın diğer bölümlerini araba kiralıyarak gün içinde gezebilirsiniz.  Kışın 25-30 euroya araba kiralanabilir.  10 euroluk benzinle de adayı turlayabilirsiniz.
Hotzas (hocaz)
   
             





Pirgi: siyah&beyaz geometrik desenli, taş ve kemerli evleriyle tam bir ortaçağ hissi veriyor.  Pirgi ismini meydanındaki kuleden alıyor.  Pirgos, kule anlamına geliyor.
pirgi
mesta sokakları
Mesta: korsanlardan korunmak amaçlı yapılmış bir ortaçağ kale köydür.  Köye giriş ve çıkışlar güvenlik amaçlı sadece iki kapıdan yapılmaktaymış. Birşekilde düşman içeri girse bile köyün labirent şeklindeki mimarisinde kolayca kaybolup köy sakinleri tarafından kolaylıkla alt edilirlermiş.

Mesta ve Pirgi'den sonra, merkeze dönerken volkanik püskürme sonucu oluşmuş Mavra Volia sahiline uğrayın.  Her taraf siyah çakıl taşı.  Dalgaların taşları hareket ettirmesiyle çıkan ses insana keyif veriyor.

Mavra volia yakınındaki Emporios koyunda yemek yiyebilirsiniz.

Eğer adada birkaç gün tatil için kalacaksanız denize girmek için komi beach ve Karfas' ı tavsiye ederim.

Sakız adasında Mytos bira denemeden, deniz ürünleri ile ouzo içmeden, sakız likörü denemeden, soğuk bir frappe yudumlamadan dönmeyin.

SAMOS:
Yaz sezonunda Kuşadası ve seferihisardan gidilebilecek en pratik ve güzel alternatiflerden bir diğeri de Samos yada bizdeki diğer adıyla Sisam adası.  Seferihisar, Gümüldür ve Kuşadasından çok net gördüğümüz Yunan adası.  Ülkemize en yakın olduğu nokta sadece 2-3 millik mesafe ile Dilek yarımadası Milli Parkıdır. Ulaşım nisan ayından ekim sonuna kadar Kuşadası Ege Port Scala Nuevo, yani cruise gemilerinin yanaştığı limandan her gün sağlanır.  Yine 1 saatlik bir yolculuğun ardından Samos'un Vahti limanına varabilirsiniz. Feribot firmaları Meander Travel ve Barel Travel ücretleri ise tek yön alınırsa 40€ gidiş geliş ise 60€. Yazın dev gibi cruise gemilerinin arasında ceviz kabuğu gibi kalan teknelerle hareket etmek oldukça hoş bir tecrübe.

Vahti nin küçük bir çarşısı ve yine her yunan adasında olduğu gibi sahil kordonunda cafe ve restoranları bulunur.
Samos yazın deniz ve güneş yapmak için çok uygun bir ada. Adanın güney kısmına düşen Vahti'de limana yürüme mesafesinde güzel plajlar bulunur. Gagou beach bunlardan bir tanesinir.  Burdaki otelin restoranını ve plajını kullanabilirsiniz. Giriş ücreti yada şezlong, şemsiye parası söz konusu bile değil.  Sadece yiyip içtiğinizi ödüyorsunuz.  Fiyatları da gayet makul.       


Gagou Beach

           



İzmir'den başka bir Samos alternatifi de Seferihisar'dan başlamış olan Sığacık-Karlovası seferleridir. Samos Star isimli feribotla yaz ayları kuşadası-vahti güzergahına farklı bir alternatif.  2017 için feribot fiyatı 29€ gibi çok da makul bir fiyata.  Tek handikapı yolculuğun daha uzun, 2 saat sürmesi.  Fakat feribot büyük ve güvenli. Deniz yolculuklarını seven ve özleyenler için keyifli bir seyahat. Karlıovası  Samos'un kuzeyinde kalıyor.  Ben ordayken deniz çok hırçın ve dalgalıydı. Biz de deniz yerine bol bol adayı gezdik. Gerçi gezimiz de 15 ağustos Meryem Ananın föğe yükseldiği güne denk geldiği için yunanistanda dini tatildi ve çoğu dükkan kapalıydı. Siz buna dikkat edin :)

  


Samos ayrıca ünlü matematikçi ve filozof Pisagor'un doğduğu ada. Fırsat bulursanız onun adını taşıyan Pythagoria köyününde ziyaret edebilirsiniz.  Samostan alınabilecek ilginçbir hediyelik de Pisagor'un tasarladığı adalet kupasıdır. Bu kupanın altında bir delik bulunur.  Belli bir seviyeye kadar doldurulduğunda bir sıkıntı yok fakat bu seviye geçildiğinde içindeki bütün sıvı alttakş delikten akıp gider.  Anlamı da eğer elimizdekilerle yetinmezsek, çok daha fazlasını istersek elimizde olanı da kaybederiz.

PATMOS
Yine Kuşadasından Meander turizm ile geçilebilecek küçük hoş bir yunan adası. Adanın önemi, Hz İsa'nın havarisi Aziz Yahya (st John), Pagani Roma imparatoru Domitian tarafından Patmos'a sürgün edilmiş. Aziz Yahya da İncilini (Apocalipsis) bu ada da yazmış. Adada Aziz Yahya adına inşa edilmiş bir klise de bulunuyor. Çok dindar Hristiyanlar bu önemi nedeniyle adayı ziyaret ediyorlar.  Aziz Yahya'nın mezarı da Selçuk da St John bazilikasında bulunuyor.

KOS
Ekim ayındaki 2 gün 1 gecelik Kos gezintim sonrası favori adam oldu. Bodruma sadece 20 dakikalık uzaklıkta. Yıl boyunda bodrumdan feribotlar var. Kış sezonunda bodrum cruise limanından yaz sezonunda Turgutreis’den geçilebilir. Bodrumun da İzmir’e iki ikibuçuk saat mesafede olduğunu düşünürseniz, ctesi sabahından gidilip Pazar akşamı rahatlıkla dönebileceğiniz bir haftasonu tatili planlayabilirsiniz. Biletler gidiş dönüm 30-35 euro civarında. İlk gün adanın merkezini ikinci gün de araba kiralayıp adanın diğer kesimlerini gezmeniz mantıklı. Fiat Panda tarzı araçların kirası günlük 30 euro ve yakacağınız benzin de 10 euro. Birçok yerden temin edebileceğiniz ada haritaları ile yolunuzu kolaylıkla bulabilirsiniz. Zia köyü, Asklepion (sağlık kopleksi) ören yeri, Kefalos, Mastikari gibi köylerini görebilirsiniz.

                       



Kos tıbbın babası Hipokratın doğum yeri. Merkez’deki meydand aHipokratın ağacını ve Osmanlı eserlerini ve çarşısını gezebilirsiniz. Merkezdeki plajlardan da denize girilebiliyor. Denizi bir harika.
İzmir’den Sakız ve samos adalarını görenler için öncelikli tavsiyem Kos adasını da görmeleri.  Kos ile ilgili daha detaylı bilgili bloğumdaki Kos bölümünde görebilirsiniz. Linki  :
https://geziuzerine.blogspot.com.tr/2016/12/kos-istankoy.html
Yine Bodrumdan ulaşılabilecek diğer adalar da Kalimnos ve Leros. Bu adaları henüz gezemedim ama yapılacaklar listemde. Özellikle Kalimnos için en güzel yunan adalarından biri olduğu söyleniyor. Bodrumun 70’li 80’li yıllarını andırıyormuş. Yani betonlaşmamış ve kalabalıklaşmamış halini.