3 Ocak 2017 Salı

İzmir Çevresindeki Lezzet Duraları

İzmir’in lakabı Güzel İzmir nerden gelir tartışılır. Şehirden mi? Kızlarından mı? Havasından mı? Bence hepsi.  Ama özellikle İzmir’in çevresi çok güzel. Deniz, doğa, tarih her şey mevcut. Kışın haftasonları AVM lere tıkılmaktansa, güneşli günü bol izmir’in etrafındaki ilçelerine gitmeyi tercih ederim. Buralardaki çay bahçeleri, restoranlar, semt pazarları, dükkanları gezmek, yöresel lezzetleri yerinde tatmak lazım. Pazar demişken en iyi İzmir Kent pazarlarını sayalım.
Pazartesi: Bergama Pazarı
Salı :Tire Pazarı. Türkiye’nin en iyi pazarı denebilir. İzmir ve Kuşadası’ndan  turlar düzenleniyor. Salı günleri Dikili, Mordoğan ve Foça’da da Pazar kuruluyor.
Cuma :Seferihisar pazarı. Aynı gün Bayındır ve Urla’nın da pazarları kuruluyor.
Cumartesi :Selçuk ve Ödemiş pazarları da gezilmesi gereken pazarlar. Ayrıca Alaçatı’da da pazar kuruluyor.

Şimdi de asıl konumuz İzmir etrafında yemek yiyebileceğimiz en iyi 10 yeri tavsiye edeceğim.

1-Kuyu Kebapçı Ali Usta –Tire          Tire’de sabahları kuyu tandırı yemek eski bir alışkanlık. Tarlada çalışan işçiler, çiftçiler sabah erken çalışmaya giderken protein ihtiyaçlarını karşılamak için sabahları tandır yerler. Tanırın akan yağı ve pirinçle yapılan çorba da gayet lezzetli ve besleyici. Sabah erken tüketimi başlandığı için tandır öğlene doğru tükeniyor. O yüzden saat 12 den önce tandırınızı yemeniz konusunda sizi uyarırım.
           

2-Ödemiş köfte -Ödemiş   Ödemiş meydanda köfteciler gözünüze çarpacak. Benim favorim Hurşit. Köfte ve köpüklü ayranı gayet doyurucu ve lezzetli

3-Selçuk köftecisi -Selçuk:  Yolunuz Selçuk merkezine düşerse öncelikle denemeniz gereken yer Selçuk Köftecisi. Tavuk, köfte, pirzola,  biftek ızgaralarını, çeşit çeşit salatalarından azar azar hepsinden denemenizi tavsiye ederim. Üzerine de atom dedikleri tahinli fındıklı keşkülü de tatmalısınız.  Tel: 02328926696


4-Balıkçılar Kahvesi –Kuşadası :  Kuşadası Ege Port  limanının yanında, balıkçıların üstünde deniz manzaralı, yazın cruise gemilerine karşı, rakınızı veya biranızı balığınızla yudumlayabilirsiniz. Bir yanı kahve bir yanı da yemek yiyenler için restoran. Alkollü, salaş ama gayet nezih bir yer. En son Savaş Ay ile denk gelmiştik. Her türlü balık isteğe göre ızgara yada mangalda pişirilir. Ayrıca balık ekmek de söyleyebilirsiniz. İsteyen balığını yanında getirip (alt kattaki balıkçılardan alıp) pişirme ücreti(kg si 10 tl) karşılığı balığını pişirtip yiyebilir. Eğer aranızda balık istemeyen bulnuyorsa, mekanda taze gözleme, yada et ızgara seçenekleri de mevcut.
5-Kasap Ahmet Çöp Şiş –Ortaklar :  Aydın - Selçuk arasında, Ortaklardan geçerken yolun sağı solu çöp şişçiler dikkatinizi çeker. Hafta sonları bu restoranlar full dolu oluyor. Çöp şiş Efes antik kenti sakinlerinin bölgede bol bulunan sazlıklardan elde ettikleri kargılarla et, balık pişirme adetlerinden günümüze kadar gelmiş. Yani yörede binlerce yıldır uygulanan bir pişirme yöntemi.  Özellikle hafta sonu bu bölgede olanlara Kasap Hasan ‘ı tavsiye ederim.
6-Kısmet Pide –Nazilli : Pideyi sevmeyenimiz yoktur. Açıkçası Nazilli’de nerde pide yesem gayet güzeldi .Fakat Kısmet Pide’yi keşfettikten sonra başka yere gitmenin gereksiz olduğunu gördüm. 3 katlı pide salonu mu olur? Ve de her katı full dolu. Bu taraftaysanız aklınızda olsun.  Tahinli pidesini de deneyin.
7-Obam –Nazilli:Biraz izmir’den uzaklaştık ama Obam kuzu tandırdan bahsetmeden edemeyeceğim. Kuşadası, Denizli’den buraya geliniyor. Mekanda alkol yok. Gram üzeinden tandırınız ayıklanmış olarak masanıza geliyor. Mezeler her daim taze. Benden söylemesi. Aklınızda olsun.

8-Karina Balık Restoran –Söke : Söke, Güllübahçeyi geçinceeski Rum köyü Doğanbey’i geçince sahilde balıkçıları görünceye kakar kıyıyı takip edin. Yolun bittiği noktada Karina’ya rastlıcaksınız. Salaş bir balıkçı. Burası eskiden Gümrük müş. Şu anda nöbet tutan askeri birliği görürsünüz. Nöbetçi askerle muhabbet de edersiniz. Zaten karşımız samos adası. Samosun Türkiye’ye en yakın soktası burası. 2-3 mil uzakta.  Keyifli bir deniz mahsulleri ziyafeti çekebilirsiniz. Tel: 05337442134 Hakan Bey
Karina Balık Rest.

9-Çığırtma Ev Yemekleri –Bergama :Bergama’ya yolum düştükçe pide, köfte yerim. Hatice Hanım tarafından işletilen Çığırtma ‘yı keşfedince müdavimi oldum. Öğle paydosundaki çevrede çalışan memur, bankacılar mekanı dolduruyor. Eğer kalabalık gidecekseniz telefon açmanızı öneririm. Özellikle yabancı misafirlerimi buraya götürürüm. Sadece kebap yada turistik açık büfeler yerine gerçek türk yemeklerini yeme şansı olduğu için.  Tel: 05333970991 Hatice Hnm

10- Deniz Cafe –Eski Foça : Hafta içi güneşli günlerde kafa dinlemek için, toplu taşıma (izban ve otobüs) ile de çok rahat gidilebilecek bir yer Foça. Burada deniz mahsulü olarak Deniz cafede tartar soslu kalamar ve balık ekmeği tavsiye ederim. Mekanda alkol satışı yok. Onun dışında lezzet 10 numara.

2 Ocak 2017 Pazartesi

İzmir'in Lezzet Durakları

Dışarı çıkınca, farklı bir yere gidince en büyük sorun yemek yemek için güvenebileceğin mekan. İzmir’in farklı noktalarında, bildiğim ve de öncelikli tercihlerimdem olan 10 tane farklı yeri paylaşmak istedim. Bence sizin de buralara yolunuz düşerse kesinlikle denemelisiniz, hatta yolunuzu özellikle bu mekanlara düşürün.  Temizlik, lezzet, ekonomi arayanlar pişman olmazlar...

1-Ciğerci Çorbacı Lefter, Menderes.   
Menderes’in çarşısında bulunan küçücük bir dükkan. Menderes Belediyesinin hemen karşısında. Her ne kadar ciğeri ile meşhur olsa da benim favorim kelle paça çorbası. Eğer sabah erken younuz Menderes’e düşerse, yada Menderes üzeri Kuşadası, Gümüldür taraflarına gidiyorsanız, burda bir kelle paça için derim. Terbiye yapılmadan, yani un kullanılmadan, has kelle ve paça kullanılark yapılan çorba şu soğuk kış günlerinde sizi kendinize getirir. Tam da Canan Karatay hocanın istediği gibi.


2-Dilli Kaşarlı, Çağdaş Büfe, Bostanlı
İsminizi ilk kez duyunca ben de şaşırdım. Dana dili sevenlerin bayılacakları bir şey. Haşlanmış ve eritilmiş kaşar ve baharatlarla harmanlanmış sandiviçin lezzeti anlatılmaz yaşanır. Yalnız saat 12:00 yi pek geçirmemek lazım. Çünkü bu saatlerde tükenmiş oluyor.


3-Kartal Kokoreç, Çamdibi
İzmirliler’in kokoreçi ne kadar sevdiği aşikardır. Ben de sakatat aşığı olarak iyi kokoreçe asla hayır demem. Çamdibindeki Kartal Kokoreçi size Türkiye’nin en iyi 10 kokoreçsicidinden biri diye söylesem yeterli. Gerisi size kalmış…

4- Cimbom Söğüş, Kemeraltı.
Söğüş haşlanmış dana, kuzu kellesinin dil, yanak, beyin kısımları ile yapılan soğuk dürüme denir. Görüntüsü pek alışılmadık gelse de tadını alan vazgeçemez. İzmir’de sabah bile işe giderken insanların aldığını görebilirsiniz. Sakatatın tavsiye edildiği şu günler de söğüşün de cazibesi artıyor. Her yerin sakatatına güvenemem diyenler Kemeraltı’nda CimBom Söğüş’e uğramalılar.


5-Bergama Köftecisi, Şirinyer
Sahibi komşum da olan, lezzetini yıllardır muhafaza eden, İzmir’in en iyi köftecisi diyebilirim. Servis,Hijyen,lezzet on numara.  Kaşarlı ve acılı köftesini denemelisiniz.  Prensipli bir mekandır. Halen kredi kartı geçmez ve servis öğle saatinden sonra biter. Yani geç kalmayın !!!

6-  Denizkızı Midye ve Balık Sarayı, Kemeraltı
Kemeraltı balık halinin yanında, gerçi hal yıkıldı, çeşitli midyeciler ve balık ekmekçiler var.  Her ne kadar midye İzmir’de yenir desem de yapanlar Mardinliler J Burada midye dolmayı sıcak sıcak ve de irili ufaklı boylarda bol limonlu deneyebilirsiniz. Balık çeşitleri de oldukça taze ve makul. Yolunuz Kemeraltına düştüyse, kebaptan başka bir alternatif arıyorsanız burda balık yemeden gitmeyin. Yanında da benim favori içeceğim şalgam tabiki de…

7-Ankara Dönercisi, Kemeraltı
Milli yiyeceğimiz döner. Her köşebaşı dönerci olmasına rağmen heryerden güvenip döner yiyemiyoruz. Döneri ilk kızartılmaya başlandığı zaman ve de akşam yemeyi tercih etmem. Çünkü ilk pişen kısımlar yanık yada çiğ olabiliyor. Akşam da dönerin bütün gün ısınmış, üstünde bakteriler üremiş olma ihtimalinden yemeyi tercih etmiyorum.  Bildiğim ve de sürümü çok olan yerleri tercih ediyorum.  Kemeraltındaki Ankara dönercisi, gün içinde defalarca taktığı kocaman çaptaki döneri çok kısa sürede bitiriyor. Lezzeti de ayrı…

8-Hakan Çorba, Balçova
Balçova tarafına yolunuz düşerse, 24 saat açık bir çorbacı ararsanın Hakan çorbayı denemeden geçmeyin.  Mekanın asıl tavsiye edeceğim ürünü tandır. Sade veya pilav üstü tandır gayet lezzetli.


9-Ferhat Büfe Balık Ekmek, Güzelbahçe
Haftasonu deniz havası almak isteyenler, Güzelbahçe balık hali yanındaki salaş fakat bi o kadar popüler balık ekmekçiye uğrasınlar.  Ekmek arası, porsiyon, midye bulabilirsiniz. Hafta sonları çok sıra oluyor. Sabırsızların canı sıkılabilir. Ona göre davransınlar.

10-Fıstık Baklava, Alsancak, Karabağlar, Çiğli, Bornova, Nalıdere

Özsüt, Bolulu Hasan usta gibi markaları çıkartan İzmir’in bence baklava üzerine en iyi markası Fıstık. Fıstıklı yada cevizli baklavaları, şöbiyetlerinin kalitesinin üstüne tanımıyorum. Hem paket hem de dükkanında bu lezzeti tadabilirsiniz. İsteyen de kaymaklısını denesin. Lezzeti katlasın, kalorileri de…

https://www.turquiahora.com/blog/turkish-souvenirs-evil-eye-turkish-coffee-turkish-tea-backgammon-raki-turkish-delight-baklava

30 Aralık 2016 Cuma

Buca Kaynaklar Köyü


2016'nın son günleri İzmir'de hava çok soğuk. Etrafımıza epeyce kar yağdı.  Teleferik bile bembeyaz.  İzmir Buca' nın Kaynaklar köyü de beyaza bürünmüş.  Uzun zamandır gitmediğim Kaynaklara kar görmeye gittim.  Her ne kadar dün yağan yağmur köy merkezindeki beyaz örtüyü kaldırsa da, biraz     daha yukardaki tepelerde beyazlık başlıyor.


Kaynaklar Buca'ya 12 km, Konak'a 20 km.   Otoban ile Bornova, Karşıyaka ve Gaziemirden de ulaşmak çok rahat.  Yol üstünde çeşit çeşit kahvaltıcılar, et restoranları açılmış.  İzmir merkeze bu kadar yakın ve orman doğa içinde güzel bir alternatif.  Fakat yazın hafta sonları buraları tahmin edemiyorum.  Çok kalabalık olur. Bahar aylarında, hafta içi günübirlik kaçamak için şahane olsa gerek.

Hava gerçekten soğuk olduğu için Kaynaklar merkezdeki dere kurumuş, ağaçlar soğuktan donmuş doğa uykuya dalmış.  Bin yıllık çınar ağaçlarının olduğu meydan bomboş. Fakat kahve ve kafelerde köyün yerlileri çay ve sohbetteler. Baharda burası yemyeşil ve şırıl şırıl akan suyla huzur verici.
              

Meydandan biraz yukarı çıkınca boş tezgahları takip edince 2014 yılında Datça'da balık avlamak için dalıp sığ su bayılması nedeniyle vefat eden milli dağcı Emrah Özbay için yapılmış heykeli görürsünüz.  Hemen arkadındada onun adına yapılmış çeşme.  Eskiden buraya su doldurmak için gelirdik. Çeşmede su yok.  Kardan, buzdan olsa gerek. Bu yolu devam ettirince kamp alanına varılıyor.  Kamp için uygun iki adet kamp alanı bulunuyor.

        

Köy merkezindeki kasaplardan taze et ve fırınından köy ekmeği alınabilir.

İzmir merkeze bu kadar yakın mesafede, şehrin kalabalığından uzaklaşmak için ideal bir yer Kaynaklar. Topluntaşıma ile için Buca Üçkuyukar meydanından dolmuşlar kalkmakta

15 Aralık 2016 Perşembe

Vize Alma Tüyoları

Schengen vizesi
Bu Vizeyi daha uzun süreli ve kolay almak için size birkaç tavsiye vereceğim. Bizzat kendim de bu şekilde vize alıyorum. En son 2 yıllık aldım. Bu sayede iki yıl içinde istediğim zaman, ucuza bilet yakalayınca yada ani bir yurt dışı gezisi icap ederse vizeyle uğraşmadan, ivedilikle yurt dışına çıkılabiliyor. (Bu yazımdan sonra vizem bittiği için tekrar vizeye başvurdum. Avrupa ve yunanistanla ilişkilerimizin gergin olduğu bu günlerde 22.nisan.2017 - 21.ekim.2019 geçerli yani 2,5 yıllık vizemi aldım)

Size başvuru evraklarından bahsetmeyeceğim. İnternette zaten bunlar mevcut. Artık konsolosluklara da gitmeye gerek yok. Başvuru işlemleri aracı firmalara devredilmiş durumda.  Mesela vfsglobal (www.vfsglobal.com). Güncel vize evraklarını, ücretlerini buradan bulabilirsiniz.  Evrakları tamamladıktan sonra vfs 'den randevu alarak başvurunuzu yapabilirsiniz.

Shengen vizesi 22 avrupa birliği ve 4 avrupa birliği dışındaki 26 ülke içinde serbest dolaşımı sağlayan bir anlaşmadır. Eğer bu ülkelerden birisine vize için başvurursanız, alacağınız Shengen vizesi ile vizeniz süresince diğer avrupa ülkelerine de tekrar gidip gelebilirsiniz. Mesela İspanya'ya yapacağınız bir ziyaret için ispanyol konsolosluğundan 1 ay çok girişli vize aldınız. İspanya ziyaretinizi bitirip türkiyeye döndükten sonra fırsatını bulursanız, aynı vizeyle tekrar başka bir avrupa ülkesine rahatlıkla gidebilirsiniz. Shengen vizesinin 26 ülke için geçerli olduğunu söyledik.  Burada en çok dikkat edilmesi gereken husus, ilk ziyaretinizin vizeyi aldığınız ülkeye olmasıdır. Yani ispanyol konsolosluğundan aldığınız vizeyle önce Almanya'ya giderseniz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Ülke sizi kabul bile etmeyebilir. Eğer girişinizi yapsanız da bir daha İspanyol konsolosluğu size vize verirken daha kısa süreli verebilir.

Şimdi gelelim benim size uzun süreli vize almak için tavsiyelerime. Vizenizi sürekli aynı ülke için almanız. Kendi ülkesine sürekli gidip geldiğinizi gören konsolosluk yetkilileri, sonraki vizelerinizi daha uzun süreli verecektir. Bunu yaparken size ulaşımı kolay, gitmeyi sevdiğiniz, tanıdıklarınızın olduğu bir ülkeyi seçebilirsiniz.  Mesela ben İzmir'de yaşadığım için yazın Yunan adalarına da rahatlıkla günübirlik gidebildiğim için sürekli Yunan Schengenine başvuruyorum. İlk seferinde bir aylık, ikincisi altı, üçüncüsünü bir yıllık ve son seferinde iki yıllık vize aldım. Bu vizelerim ile ispanya, italya, viyana, bulgaristan a defalarca sıkıntısız giriş yaptım. Ancak vizemi aldıktan sonra ilk giriş yaptığım ülke her zaman Atina, sakız, samos gibi yunan toprakları oldu. Ve vizem varken de bu ve diğer yunan adalarına gittim. Bu sebeplerden en son iki yıllık, umarım bir sonraki sefere de beş yıllık vizemi alırım :)

Siz de vize başvurusu yaparken uzun vadeli düşünüp, kendi şartlarınızı da düşünerek vizenizi alın.

İzmir'den yunan adaları yakın olduğu için Yunan shengeni çok mantıklı.

Macaristan, çek cumhuriyeti de mantıklı. Ucuz, güzel ve eğlenceli ülkeler.  Ulaşım da uçakla rahat ve uygun.

Görünüşte biraz meşakkatli görünse de elinin altında uzun süreli vize bulundurma konforu için yapmaya değer.

Ayrıca bir haftalık bir almanya seyahati için 7 günlük vize alacağıma, aynı vize ücretini ödeyip Yunan vizesini alıp, önce bir Yunan adası görüp sonra kalan sürede Almanyaya gitmeyi tercih ederim.
Çünkü Almanya, Fransa, İtalya kalacağınız gün kadar vize veriyor. Yunanistan ise ilk vize başvurunuzda bile rahatlıkla otuz günlük vize verebiliyor.

Tercih sizin...

8 Aralık 2016 Perşembe

Roma Forumu

Roma Forumu (The Roman Forum)
Roma 7 tepe üzerine kurulmuş bir şehir. Bu tepelerden bir tanesinin üstündeyiz. Palentine tepesi. Şu anda Roma’da arkeolojik kazıların yapıldığı bölüm. Kolezyumdan çıktıktan sonra rehberimiz Mathiew ile buluşup, Konstantin kapısını geçip Palentine tepesindeki gişelerden foruma giriyoruz. Rehberimiz anlatımına Romanın kuruluş hikayesiyle başlıyor.  Romalılar soylarını Truva’ya dayandırır. Truva Savaşından sonra Roma’ya kaçan Afroditin oğlu Prens Aenas. Aenas Hektor’un kuzenidir. Sezar da kendisinin bu soydan geldiğine inanır. Bu sebepten Romalılar günümüz Aydın Nazilli ye bağlı Geyre köyündeki Afrodit adına yapılmış Afrodisyas’a büyük imtiyazlar tanımışlardır.

Mitolojiye göre  Romulus ve Remus kardeşler Vestal bakiresi Rhea’nin ikizleridir. Vestal bakirelerinin evlenmesi ve çocuk yapmaları yasaktır. Eğer buna uymazlarsa, rahibeler Palentine tepesinin eteklerine getirilip, etraflarına bir duvar örülerek burada ölüme bırakılırlarmış. Savaş tanrısı Mars güzeller güzeli Rhea’yı  görüp aşık olur ve onu hamile bırakır. Romulus ve Remus’u dünyaya getirir. Bunu öğrenen kral hizmetkarlarına çocukları öldürmelerini ister. Eğer çocuklar tanrı değilse nehir onları öldürür, tanrılarsa da kendisi öldürmek istemeyen hizmetkar çocukları bir sepetin içinde Tiber Nehrine bırakır. Çocuklar suda boğulmazlar, sepet Palentine nehrinin kıyılarında durur. Çocuklar burada Lupa adında bir dişi kurt tarafından bulunurlar.  Kardeşler şehrin nereye kurulacağı üzerine kavga ederler. Romulus kardeşini öldürüp kendi istediği tepeye, Palentine tepesine şehri kurar. MÖ.753. Bu yüzden şehir kurucusunun ismiyle anılır, Roma.  Birçok Roma imparatoru bu tepede yaşamıştır. Domityan, Sezar gibi

Roma Agorası



Forumda Konstantin Anıtsal Kapısından sonra görünen ikinci kapı Titus (Arch) Anıtsal Kapısı. MÖ 69 da Filistinde Romaya karşı ayaklanan Yahudilere karşı alınan zafer üstüne yapılıyor. Katledilen Yahudilerden özür dilemek maksadıyla kapının kilit taşına bir 7 kollu şamdan (menora) yapılır. Yahudiler bu sebepten bu kapıyı sevmezler. Ayrıca kapının üstünde S.P.Q.R yazar. Romada bir çok yerse gözüken bu kısaltmanın anlamı SENATUS POPULUS QUE ROMANUS  (The Roman Senate and People) ,  Roma Cumhuriyeti Devletidir. Romanın üç sembolünden biridir. Bunlar S.P.Q.R , imparatorluk kartalı ve dişi kurttur.

Roma Forumu şehrin dini, politik, ekonomik merkezidi. Yapıların bazıları şunlardır…

Romulus tapınağı: Yeşil kapılı yapı. 1600 yaşında.  Orijinal kapı kilidi çalışıyor. Vatikan’da

Gördüğümüz üçüncü ve son zafer takı Settimio Severo Takı. Onun Hemen yanında ayakta kalmış Foca Sütunu var. Aynı yerde üstünde Roma’nın önemli şehirlerinin mesafelerinin altın harflerle yazıldığı Millarium aureum (kilometre taşı) bulunur.


Sezar Tapınağı: bugün temelini görebildiğimiz, MÖ.42’de Sezarın cesedinin yakıldığı yerde, yiğeni Ottaviano tarafından yapılmış tapınak varmış. Sezar’ın öldürülüşüne değinilsek, şu anki Largo Argentina olarak geçen yerde, kalıntılarını gördüğümüz Pompei Tiyatro’sunda, bir grup senatör tarafından boğazı kesilerek öldürülmüş. 

Largo Argentina
kutsal yol
             

7 Aralık 2016 Çarşamba

Vatikan

Vatikan & Sistina Şapeli & San Pietro Bazilikası

11 şubat 1929 dan beri Vatikan şehri adıyla bağımsız şehir devleti.

Aziz Petrus burada öldürülünce buraya gömülüyor. 250 sene sonra Konstantin mezarın üstüne bazilika yaptırıyor. Çok bakımsız bazilika 1503-1513 yılında yeniden yapılıyor.

Barok tarzı bir yapının kubbe Michelangelo’ nun eseri. Raffarlo, Antonio, Bernini'nin projeleri de bulunur.

San Pietro'nun heybetli girişi olan Colonnata (Kolonlar dairesi) Bernini'nin eseridir. İki yarım daire şeklinde açılan kollar sanki bütün insanlığı kucaklıyor. Sütunların üstünde heykel ormanını (140 heykel) da Bernini'nin çizimlerine borçluyuz. Meydanda bulunan Obelisk 25 metredir.




Çarşamba günleri saat 10 da Vatikan'ı ziyaret ederseniz Papanın halka konuşmasını canlı görebilirsiniz
.




Vatikan müzesi :
Müze bileti 16 euro. Bununla müze, Sistina şapeli ve son olarak San Pietro Bazilikası gezilebilir. Ben 36 euro ya rehberli bir tura katıldım. Staff formalı gençler farklı sokak acentaların turlarını tutturabildikleri fiyatlardan satıyorlar. Pazarlık yapın.  Müze girişinde rehberimiz head setlerimizi dağıtıyor ve oval, dönerli merdivenlerden yukarı çıkmaya başlıyoruz.  Merdivenlerde çeşitli kayık modeleriyle dolu. Bunlar farklı ülkelerin aziz Petrus'a hediyeleri. Neden kayık? Çünkü Aziz Petrus bir balıkçıydı. Petrus, Hz.İsa tarafından havarilerin başı olarak seçildi. Asıl adı Simon'du. Petrus (taş) takma adı ona Hristiyanlıkta oynayacağı sağlam rolü belirtmek amacıyla Hz.İsa tarafından verilmiş. İsa "Sen Petrus'sun (taşsın)ve ben kilisemi bu taşın üzerine kuracağım." der.  Hristiyanlar İsa'nın dirilip Petrusa gözüktüğüne ve kliseyi ona emanet ettiğine inanır. O zamandan beri Petrus ilk papa sayılır. Tarsusa gidip orda Paulus ile karşılaşır. Daha sonra Roma'ya dönder, Nero döneminde 64 te öldürülür ve Vatikan tepesine gömülür. İlk Vatikan kilisesi bu mezarın üstüne İmparator Konstantin tarafından inşaa edildi. Daha sonra bu kilisenin yerine günümüz San Pietro bazilikası yapılıyor.

Gezimize başladığımız bahçede, Agustusun devasa bir büstünü ve yine devasa bir çam kozalağından çeşmeyi görüyoruz. Bu çam kozalağı eski bir hamamdan getirtilmiş ve iki bin yıllıkmış.

Burdan; Apollon heykelinin olduğu birbaşka avluya, ordan çok sayıda mermer hayvan heykeli olan hayvanlar salonuna, ordan büstler salonuna geçiyoruz. Apollonun musalarının (sanat tanrıçaları) olduğu salon. Bu salonda Efes’ten götürülmüş bir Artemis heykeli de bulunuyor. Ordan da devasa yunan tanrılarının heykellerinin olduğu salona. Burda favorim herkülün bronz heykeli de var. Çıkışta iki adet imparator Konstantin lahti var. 



Üç boyutlu tavanları olan, duvarlarında italyanın şehirlerinin haritaları, el yapımı tablo halıların olduğu koridorlardan geçerek meşhur Sistina Şapeline varıyoruz.  İsmi, kale gibi bir yapı inşaa edilmesini isteyen Papa IV. Sisito'dan geliyor. Duvarlarında incil ve tevrattan hikayelerin anlatıldığı freskler var. Tavanı ise Michelangelo tarafından yapılan fresklerle kaplı. Bunlardan meşhur Ademin Yaratılışıdır.  Tavanı boyamasının ardından Michelangelo, yapımı 23 yıl düren Giudizio Universale (dünyanın sonu) freskini yapar. Sistina şapelinde fotoğraf çekmenin yasak olduğunu rehberimiz söylemişti. Fakat fırsattını yakalayıp ve  fotoğraf çekmeyi abartınca güvenlik tarafından Sistina şapelinden çıkartılıyorum. Vatikandan bile kovulduk diye kendime gülmeden edemedim. Ve burdan da San Pietro bazilikasının girişine geçiyoruz. Rehber bazlika gitişinde turumuzu bitiriyor. İçine girince yine Michelangelo’nun boyadığı müthiş kubbeyi, Aziz Petrusun bronz heykelini görüyorum.

Hızlıca Bazilikayı gezip dışarıda nöbet tutan Vatikan askerlerinin fotoğrafını çekiyorum. Bütün Vatikan görevli askerleri İsviçreli. Özellikler ordan seçiliyorlar 


6 Aralık 2016 Salı

Kolezyum,

Kolezyum giriş bileti 12euro. Bu bilet ile İki gün içinde Kolezyum ve Roma Agorası gezilebilir. İlk gün Kolezyum ikinci gün Roma Agorası gibi. Ben Kolezyum girişindeki staff t-shirt lülerden 25 euro ya rehberli tur satın alıp ikisini aynı gün içinde gezdim. Fiyatlar değişken. Pazarlık yapabilirsiniz.

Kolezyum MS 72 -80 tarihinde yapılmış. Kolezyumun orijinal adı Flavianus Amfitiyatro’dur. Çünkü Kolezyumu bitiren imparator Titus, Flavianus hanedanlığından geliyor. Kolezyum bir amfitiyatrodur. Çünkü şekli birleştirilmiş iki yunan tiyatrosuna eşittir. Yunan tiyatroları yarım daire şeklindenir. İki yarımın birleşmesiyle tam bir daire şeklindeki amfitiyatro oluşur. Amfi latince çift anlamına gelir. Yani çift tiyatro.

Kolezyum ismi, Anfitiyatronun yapıldığı yerde bulunan devasa boyuttaki, antik yazarlara göre 37 metrelik , altın ve bronzdan yapılmış Neron’un heykelinden geliyor.  Colossus of Nero. Kolossus latince devasa büyük anlamına gelir. Özgürlük anıtının yüksekliğinin 34 m. olduğunu düşünürseniz Nero’nun heykelinin heybetini hesasplayın.

80 bin kapasiteli  kolezyum 80 tane kemerli kapısı bulunuyor. Her kemerin üstünde 1 den 76 ya kadar Roma rakamıyla numaralar bulunuyor. Bunlar günümüz stadyum giriş biletlerinde olduğu gibi numaralı tribünler. Herkes biletindeki numaranın yazdığı kapıdan giriş yapıyormuş. Her bölüm bin kişi kapasiteli. 80 kapıdan sadece 76 tanesinde numara var. Çünkü gerisi VIP misafirler, imparator ve soyluların girebildiği tribünlerdi.  80 binlik kolezyum 20 dakikada tamamen dolup boşalabiliyormuş. Bunu sağlayan kapılara Vomitoryo (latince:kusmak,çıkartmak) adı veriliyormuş.

Kolezyumun Giriş katı senatörlere,  1.katı şövalyelere 2. ve 3. Katı normal insanlara aitmiş. En üst kat kadınlara aitmiş. Bu bölümde oturaklar ahşaptan, gürültüden uzak ve gölge alandaymış. Kadınlar ayrıcalıklılarmış.

Sahnenin büyük kısmı tahtadanmış. Asansörlerin çalıştığı için. Yer sarı renkli kum kaplıymış. Dökülen kanı çekmesi için. Kumun Latince anlamı arena. Günümüzde de böyle yapılara bu yüzden Arena deniliyor. Boğa arenası gibi.

Kolezyumun bitişiğinde küçük bir arena daha varmış. İsmi Ludus Manyus (Gladiator Gym)Burada gladyatörler antreman yaparlarmış. Bu arena Kolezyuma bir alt geçitle bağlanırmış. Gladyatörler alt geçitten geçip asansörle Koleyzuma çıkartılıyorlarmış.

Oyunlar sonunda ölen hayvan ve gladyatörler Porta Libitinerya kapısından kolezyumdan çıkartılırlarmış. Libitinerya, mezarlıkların koruyucu tanrıçasıymış. Bütün ölenler tanrıça Venüs Libitina korumasında dışarı alınırlarmış…

Kolezyumda düzenlenen 4 çeşit oyun varmış. Bunlar:

1 battleships . oyunların başında havuzların suyla doldurulup savaş gemilerinin gösterisi.

2  Av  1 adam dört gün aç bırakılan hayvanlara karşı bırakılır

3 Gladyatör dövüşleri : Gladyoterler Savaş esirlerinden, suçlular, geçimini sağlayamayan fakirlerden seçilirmiş. Menajerlerine Lenone denir ve çok zengin ve nüfuzlu kişilermiş. Ömürleri fazla uzun olmayan gladyatörlerin ortalama yaşları 24miş. 

4 The mission by beast (hayvan görevi) çok cani suçlulular, canlı canlı timsah, aslan, kurt, ayı gibi hayvanlara atılırlarmış.

Arena hayvanların tırmanıp atlamasını engelleyen 4 metre yüksekliğinde demir ızgarayla çevriliymiş. Üstü yelken malzemesiyle açılıp kapatılıyormuş. Bunun için görevli 240 adet denizci çalışıyormuş. Oyunlar imparatorlar tarafından zaferlerden sonra, kutsal ve özel günlerde düzenlenirmiş.Girişleri ücretsiz.

Kolezyumun içinde sporcuların, önemli kişilerin, mermer bronz heykeller varmış. Fakat 5. yy da ekonomik krizden oyunlar durmuş ve girişleri açık bırakılan kolezyumdan insanlar değerli olan her şeyi çalmış.

14 yüzyılda iki büyük depremle Kolezyumun yarısı  yıkılmış. 19. yy da istinat duvarlarıyla desteklenmiş.

2012 de Kolezyumun yarı kısmının aşağıya kaydığı keşfedilmiş. Bir  yarısı öteki yarısının 40 cm aşağısında bulunuyor. Bunun sebebi olarak iki hipotez var. Birincisi: Domus Aurea (Altın Ev) denen Nero’nun  villası bulunuyormuş. İçinde yapma bir göl varmış. Kolezyumu bu göle yapmışlar. Gölün suyunu alıp zemini doldurup inşaat etmişler. Fakat temelin altında doldurulan zemin  yarıdan kırılmış ve kolezyumun yarısı bundan dolayı zaman içinde 40cm çökmüş.

İkinci hipotese göre hipotes yıkık taraftan geçen bir nehir varmış. Yine bu tarafa gelen kısım, yumuşak zemine oturduğu için çökmekte.










Kolezyumun gece aydınlatması da başka bir güze. O yüzden gece de fotoğraf çekilmesini kesinlikle öneririm.